saatlarimiz yine, ayrılık vaktinde

Dalga sesini duyabilecekmiş gibi en yakın yerine oturmuştu, açık pencerenin. Çayını neden yudumlamadığını merak etmemi özellikle istiyordu, onunla ilgili her şeyi merak etmemi istemesi gibi. Sanırım, konuşmadan sessiz kırmızı çığlığıyla daha önceden düşünmediği sözlerle yaralayacaktı, son kez.

-Yağlı boyaya başladım, dedi.

İçinde bulunduğu bağlılık kapsülünü çoktan kırmıştı, bunu ilan ediyordu.

-Ama perspektiften hiç anlamıyorum, bildiğin bir kurs var mı?

Elini uzatmıştı, dostça. Belki de hiç hissetmemişti beni, bizi. Belliydi, yağmurlara karışan sadece bendim yine, ona yenilmeyerek. Yüzü, hiç bana dönmemişti, göz ucuyla dahi bakmamıştı gözüme.

+Biraz kendin çaba harca, buluruz bir kurs sana yakında.

-Teşekkür ederim, derken gülümsedi dudağının kenarından, ayağa kalktı.

*Kullanılan fotoğraf bu siteden alınmıştır.

Yorum Yapın