kış…
Mevsimler dörde ayrılır; erkek , kadın, eşcinsel ve yaşlı..
Erkek olan tabiki de yazdır. Çok çıplaklık vardır onda, sere serpe açılır insanlar yazda, bundan memnun olur. Bellidir yazın ne olacağı, ya sıcak olur ya sıcak… O üç aydan mutlaka birinde yaşarsınız sıcağı erkekler gibi tıpkı, ya sever ya sever sever gibi yapmaz pek… Yapanı var o ayrı…
Eşcinsel olan tabiki de ilkbahardır, bir kadın gibi ya da bir erkek gibi ne yapacağı belli olmaz, bazen bir erkeğin sıcaklığı vardır onda bazen de bir kadının rüzgarı…Yaşlı olan sonbahar, canım benim belki de dinlesek onu neler anlatır bize… Dinleyemiyoruz ki, anlayamıyoruz rüzgarın sesinden ne fırtınalar ne aşklar ne sevgiler görmüştür sonbahar, dayanamaz yüreği.. Belki de ağaçlarının yapraklarını dökmesi bir tepkidir bize kimbilir…
Geldik kadına, tabiki de o kış olmalı, nerde ne yapacağı hiç belli olmaz, yağmuru karı fırtınası dolusu hep bir aradadır ama yumuşaktır da kış, aynı zamanda elin yanarak sıcak kestane yiyebilecek kadar yumuşak… Tıpkı bir kadın gibi ne istediğini bilmez birazda kötüdür, sanki her kadın gibi soğuğu fırlatır yüzüne bir tokat gibi çatlatır dudaklarını…
Kış’a hoşgeldin demek isterim ben ,insanlar hep yazı beklerken kışa hoşgeldin demek ne kadar mantıklı bilmiyorum ey kötü kalpli kırmıjı rujlu kadın hoş geldin, nerden bakarsan bak çok ŞIK’sın biliyorsun değil mi?
Bu kadar yalakalığa, bu sene lütfen söyle noel baba’ya, hakedene kış aşkı bulsun getirsin bi tane…