yaşamın ta kendisi, törpülerse kendini

Kronik hoşnutsuzluğunu gizlemek için hiç çaba harcamayan insanların ömür törpüsü diye adlandırılmasına bir tepkiniz yok ise buyurun devam edelim.

İnsan, klasik hikayede, doğar yaşar ölür, yani doğar bir hayata sahip olur son olarak hayatı son bulur. Toparlarsak, doğan, yaşayan ve son dakika golüyle ölen şey aslında hayattır, bilakis bizin ta kendisi. Hayat biziz, biz hayatız, mottosuna bir itirazınız yok ise buyurun devam edelim.

(İtirazı olanlara “yağmayan karların aslında neden bizim olduğunu” sorgulamalarını tavsiye ediyorum.)

Dönelim, törpülenin hayatın bünyesinde yaratılan tahribata. Ulan hani ömür törpüsüydü birden ömürle hayatı aynı kavramlar yaptın diye çıkışıcak arkadaşlara bu sefer tavsiyede bulunmuyorum, Hümeyra’nın 1980′de icra ettiği ‘Sevdim Seni Bir Kere’ şarkısını hediye edip defolun diyorum, sevgi anlaşmak değildir nedensiz de sevilir, bazen küçük bir an için ömür bile verilir…Defol…

Dedik ya, hayatın bünyesinde törpülenmekten dolayı büyük tahribatlar oluşur, örneklerini her türlü insan davranışıyla taçlandırabiliriz. “Amerika’da uzmanlık okuyacakmış, yollar ilaki kesişir.” Uzatıp da bir türlü diyemediğim şey ömrüm benden ibaretse, törpüleyenin de ben olduğum gerçeği. Ha derler adama bu ne yaman çelişkidir anne, ama işte…

Bu hayatta her şeyin bizim elimizde olduğu anlamına geliyor aslında, bizdeki yaraların nedeni de biziz, mutluluğun sebebi de biziz. Biz her şeyiz, ben her şeyim, sen her şeysin…

Törpüsüyle, kafamızda yarattığımız sırat köprüsüyle de her şey, kaderimiz aslında bizim elimizde… Yaşam da biziz, ömür de, törpü de…

Son olarak, herkes kendisinin tanrısıdır…

Yorum Yapın