neden olmasın, olsun olsun

Bedenim, daha hızlı olsa deli dana gibi hızlı koşsam, daha esnek kedi gibi küçücük deliklerden geçebilsem, daha güçlü olsa freni boşalmış kamyonu durdurabilsem ama bunları yaparken kahraman olmasam, antilisinden olsam..
Ünüm diyardan diyara dolaşsa, herkes beni binlerce değişik görünüşe, karaktere bürüse, amacım olmasa ama insanlar bu amacın ne büyük bir amaç olduğunu söyleyip her an beni yüceltseler. Bilmeseler insani zaaflarımı, korkularımı, kaçışlarımı, her an hayattan uzaklaşmak için yeni dünyalar peşinde hop hop zıpladığımı..
Hayallerin sonu olmasa ve günlerden bir gün, ayna karşısında kahramanlık yapmam gerekse. Öyle bir mizansen ki her tarafta görünmez duvarlar ardından dünya benim fos olup olmadığımı anlamak için beklese, ve motor…
Yine yalnız olduğumu bildiğimden dolayı maskemi çıkarıp kendimle yüzleşebilme cesareti göstersem, akabinde, nedense, çakan şimşekten tırssam ve bu tırsıklığımı saklama gereği duymasam ve tataaa, duvarların ardındakilerin bir kısmı hayal kırıklıklarını bacaklarının arasına kıstırıp gitseler, farkında olmasam..
Göz ucuyla kessem aynayı, ayna bana dönüp bir an bile bakmasa, aynanın ayağına tıpış tıpış gitsem, üstünlüğünü kabul etsem.. Gücümün sınırsız olduğunu sananların aciz gösteriden biletlerini yırtarak ayrılmasından sonra kalan eş dost da yarım ağız içlerinden yardım gerekip gerekmediğini sorsalar, duymasam, yalnızlık pelerinime terimi silsem..
Daha da yaklaşsam aynaya, az sonra ölücekmişim gibi geçmişten kareler hızla belirse hesaplaşmak için birini seçsem tam ekran büyütsem.. Bekle diyen bir yüz, hangi dönemin kraliçesi hatırlamasam, uzatsa elini çekinmeden tutsam, sıkı sıkı tutsa sıkılsam, çekinmeden bıraksam.. Üzüntü yaratsam geçmişte o an ne yapacağımı bilemesem, geçmişin neresiyle hesaplaşsam, “neden”i aynanın değil, kendimin de sorması gerektiğine karar kılsam, fotoğraf yok olsa..
Sıradaki fotoğraf kendiliğinden aynayı kaplasa, doğsam ben seçme hakkımın olmadığı bir dünyaya.. Sıradan bir bebek olarak, sıradan bir hayata atsalar beni, tozla toprakla anti-kahraman olduğumu bilmeden yetiştirilsem, kısıtlı çevrenin getirileri içimde varolanlardan çok şeyler götürse. Bu sefer ben sorsam “neden” diye en yüksek sesimle, yankılanan seste cevap var gibi yapıp ayna yine beni gösterse, zaman o an yavaşlasa, durağanlık anlam taşısa…
Seçme hakkımın son ve üçüncü fotoğrafı, ayna, fotoğraf kalmayıp özüne dönse ve aslında hareketli o anım fotoğraf olarak benle aynı şekilde vuku bulsa.. Soru olmasa, cevap da olmasa, izleyenler beni benle yalnız bıraksalar, ama ilk defa yalnızlık pelerinim düşse, ama yine de üşümesem… Kimse kalmadığı için ünüm o anda sıfırlansa, eş dost bile arkamdan beş kuruşluk kahraman diye söz etse, ama ilk defa aynada kahraman olduğumu hissetsem, onu, ailemi, geçmişimi, geleceğimi, beni yaratanları bu sefer ben yaratsam cevabı ben olan bir soru fotoğrafı şeklinde..
Gülümsesem, son joker gibi gülümsesem, tüm deliliğimle gülümsesem, gülümsemelerini sağlayacak şekilde gülümsesem, galip gelen en anti-kahraman olsam. “Ben” olsam, hep olsam, hep olsa, hep olsalar, yaratılmadığını düşündüğüm hayatı ben yaratsam, bu sefer ve her sefer benden olsa..
Neden olmasın?
Olsun olsun..
Son olarak, imza atmasam hep parmak bassam..