Dişlerim sızlamak, gözlerim ağlamak, beynim düşünmemek, elim sıcaklık istiyor. Peki ben ne istiyorum?
Bana inat, mutluluk isterken o kadar uzağımki aslında mutluluktan. Geçen her anla beraber içimdeki güneşleri bir bir doğmamacasına batırırken elimle hiç tutamayacağım güneşi aramak neden?
Her taraf nefes, yakın ya da uzak. Sıcak ya da soğuk.. Sallanmayan salıncak gibi hayallerim, sahipsiz. Kimsesiz.. Çok istediğim, çok istediğin şey bizden çok uzak, nedensiz bir imkansızlık durumu. Hissetmediğim ama özlediğim sen, olabilirken nedeni ben olan bir karar uzak etse de bizi, dedim ya bir kere, illaki…
Kapanmak içe, her daim, aslında hep yardım bekleyerek.. Aslında kıvrımlı yollarda hep çizgi üzerinde gittiğime kendimi ikna ederek düz gittiğim yanılgısı belki de bu çıkmak sokağın sebebi.
Yaralı ruhuma doktor olduğumu ilan etmek dünyaya akabinde kanatan kahkahalar, gülümsemelerden soğuttular..
Çok şey anlatmayı istemek, konuşmayı hep ertelemek, anlatmamam, anlatmaman.. İstemek, yola çıkmak için yetince durmamak, istemek, daha de istemek, karar vermek, arkaya bakmadan yola çıkmak, istemek, isterken acı çekmek, ağlamamak, ağlamayı istemek..
Hayatı sevdiğini bir kere olsun bağıramamak istediğin herhangi bir sokakta avazın çıktığı kadar, onu sevdiğini aynaya karşı bile söyleyememek..
Aynaİçi’ni görememeye başlamak, görmeyi hep istemek, onu görmeyi hep istemek..
Susmak.
…
Karamel’in sıcaklığının ruhumdaki suskunluğunu istemek..
…



