Geçen bayram baya düşündüm, yaşıma başıma bakmadan mahallenin tüm evlerine elimde torbayla horoz şeker karşılığı el öpmeye gitsem torbamı doldurabilir miyim acaba?
Sonra iç sesim, çevredeki bakkallarda yokken evlerde ne arasın, dedi. Horoz şeker, çocukluğumdan daha şeker. Yıllar oldu doğru, horoz şekeri yemeyeli, fakat içimde netleştiremediğim olay acaba horoz keşerini mi özledim yoksa çocukluğumu mu?
Hayatın yaş ilerledikçe düzene girmesi gerekir mottosuna karşılık yıllar sonra tekrardan yorucu ve yıpratıcı bir maratona başlamak, bunun piskolojisiyle boğuşurken üstüne üstlük yapayalnız olduğunu keşfetmek. Hayatta istedikten sonra yapılamayacak hiçbir şey yoktur fikrine katılmakla beraber sistemin çevrenin kendimin hatalarından dolayı yılların çöpe gitmesi ve yalnızlığın bu durumda daha da güçlenerek büyümesi.
Zor bir dönem yaşarken, üzücü olan bir damla gözyaşı bile olsa akması gereken, sarılıp ağlayabilecek dostların çok uzaklarda oluşu. Kendi kendine rahatlamaya çalışmak, mutlu olmak için çaba harcarken gerçekten zor.
Hayatın keskin dönüşleri olmalı elbet, monoton ve sıradan bir hayatın huzur ve mutluluk getireceğini düşünmemekle beraber güzel gözleri güzel gören bir çift göz sevgiyle baksa, sıcak el mutluluk verse istiyor insan bazen…
Ne alakası mı var, horoz şekeri ile? Çocukluğumdan beni mutlu eden şeylerden en bariz olanı horoz şeker, bulamıyorum bu aralar, bulsam da mutlu eder mi acaba?
